Ninjanın İntikamı – Ninja Assassin

NINJA’NIN İNTİKAMI
“NINJA ASSASSIN”

www.ninjaninintikami.com

Raizo (Rain) dünyanın en ölümcül sükastçısıdır.  Daha çok küçük bir çocukken sokaklardan alınıp, varlığı efsaneye dönüşmüş Ozunu Klanı adlı gizli bir örgüt tarafından, eğitimli bir katil olarak yetiştirilmiştir. Ama, arkadaşının klan tarafından merhametsizce öldürülmesi üzerine kaçar ve ortadan kaybolur. Şimdi, intikamı için hazırlanarak beklemektedir.
Bu arada Berlin’de Europol Ajanı Mika Coretti (Naomie Harris) birçok politik cinayet ile bağlantılı olabilecek bir para aktarma operasyonunun izine rastlar. Bulduğu bağlantılar izi sürülmesi mümkün olmayan, Uzak Doğu’da olduğunu tahmin ettiği bir yer altı sükast örgütünü işaret etmektedir. Amiri Ryan Maslow’un (Ben Miles) emirleri doğrultusunda, Mika, cinayetlerin ardındaki gerçeği öğrenebilmek için çok gizli dosyaları inceler. Araştırmaları onu bir hedef haline getirir ve Ozunu Klanı, Takeshi (Rick Yune) önderliğindeki suikatçılarını onu sonsuza kadar susuturmaları için görevlendirir. Raizo, Mika’yı kurtarır ama Klanın, her ikisi de ortadan kalmadan durmayacağını bilmektedir.
Şimdi, Avrupa sokaklarındaki ölümcül bir kedi-fare oyunu içinde, Raizo ve Mika’nın hayatta kalabilmek için birbirlerine güvenmeleri ve sonunda da ele geçmez Ozunu Klanını yenmeleri gerekmektedir.
Matthew Sand ve J. Michael Straczynski’nin senaryosundan filme alınan “Ninja’nın İntikamı/Ninja Assassin”in yönetmeni James McTeigue. Filmin başrollerinde Kore’li pop yıldızı Rain, Naomie Harris, Ben Miles, Rick Yune ve efsanevi dövüş sanatları ustası Sho Kosugi yer alıyor. Joel Silver, Andy Wachowski, Larry Wachowski ve Grant Hill filmin yapımcılığını üstlenirken; Thomas Tull, Jon Jashni ve Steve Richards yürütücü yapımcı olarak görev alıyorlar.
Kamera arkasındaki yaratıcı ekipte yer alan isimlerse görüntü yönetmeni Karl Walter Lindenlaub, prodüksiyon tasarımcısı Graham “Grace” Walker, editör Gian Ganziano, editör Joseph Jett Sally, kıyafet tasarımcısı Carlo Poggioli ve kompozitör Ilan Eshkeri.
Warner Bros. Pictures Legendary Pictures ve Dark Castle Entertainment, ortaklığında bir Silver Pictures Production ve Anarchos Productions ortak yapımı olan “Ninja’nın İntikamı/Ninja Assassin”i sunar.
Filmin dünya çapında dağıtımı bir Warner Bros. Entertainment Şirketi olan Warner Bros. Pictures tarafından yapılacak.

YAPIM HAKKINDA
İhanet, kan doğurur.
Bu, Dokuz Klan’ın kanunudur.
Bu, ninjanın yoludur.
Onlar efsanelere konu oldular ama kurbanları gayet gerçek. Kılıçları ve ninja yıldızları hızla uçuyor ve daha gözünüzü kırpmadan kemiğe kadar kesip, bıçağın kestiği yerde bir kan fıskiyesi oluşturuyor. Görünmezlik ustası ve ölüm taciri olan bu hayaletler amansızca vuruyor ve düşmanlarının yüreğine korku salıyor. Kimse güvende değil. Ninjalar dövüş sanatları dünyasının özel timi; yönetmen James McTeigue ile yapımcılar Joel Silver, Andy ve Larry Wachowski ve Grant Hilli onları beyazperdeye daha önce hiç görülmedikleri bir şekilde taşımak istediler.
Yapımcı Silver, “Her birimiz saf bir dövüş sanatları filminin henüz ABD’de layık olduğu değeri görememiş bir alt tür olduğunu hissettik. 14. Yüzyıla uzanan Ninja efsanesini alıp, bu sessiz katili günümüz dünyasına getirmek konusunda konuşuyorduk hep.” Diye belirtiyor.
Yapımcılar gizemli bir ustanın seçilmiş çocukları yetiştirip, “gerçek dünyadaki” kişilerin birer efsane olduklarını sandığı, inanılmaz dövüşçüler ya da suikastçılar haline getirdiğiklasik ninja filmi yapısını kullanmak istediler. Tabii ki bu yapı, iki dünyanın kesişmesi ve inanmayanların dövüş sanatının inanılmaz figürlerini görmesini de içeriyor.
“Ninjalar karanlıktan çıkan gölgeli karakterler olmuştur hep,” diyen yönetmen McTeigue, Avustralya’da büyüdüğü günlerin etkilerini anımsıyor. “Japonya kökenli animasyonlar ve ‘The Samurai’ ve ‘The Phantom Agents’ gibi TV dizileri vardı. Bu dizilerde karakterlerin yetimhanede büyümesi gibi, klasik ninja unsurları vardı. Filmde bu klasik unsurları işlemeyi, bir yandan da tehlikeli bir kara film yönü eklemeyi istedik.”
Yapımcı Hill “Her birimizin, özellikle Larry ve Andy’nin Japon öykü anlatımına ve kültürüne zaafı olduğu kesin,” diyor, “ama ninja alemi 21. Yüzyılda nasıl bir şekil alıyor?”,    Buna yanıt vermek, senaryoyu yazmaları için ekibe dahil edilen Matthew Sand ve J. Michael Straczynski’nin işiydi.
“Ünversite boyunca karate öğrenimi gördüm ve dövüş sanatları uzun süre hayatımın önemli bir parçası oldu,” diyor Sand. “Hep izlemeyi istediğim gibi bir ninja filmi yazma fırsatını elde etmek,  benim için bir hayalin gerçeğe dönüşmesiydi.”
“Türü hep sevmişimdir ama uzun süredir kimse, en azından batı sinemasında ciddi bir ninja filmi yapmamıştı,” diyor Straczynski. “Ninjalar komedi unsuru olarak o kadar sık kullanıldılar ki kimse artık onları ciddiye almıyordu. Ninjaları gayet korkunç bir şekilde sunma fırsatı çok çekiciydi,” diye gülümsüyor, “Wachowskilerle çalışmak hep ödüllendirici ve entelektüel açıdan zorlayıcı olmuştur çünkü ikisinin de on iki katlı beyinleri var ve onlara ayak uydurmak için büyük düşünmeniz gerekiyor.”
Senaryo şekillenmeye başladı. Sand, “Bu bir başlangıç öyküsü. Yetimhane—bu ninjaların çarpık, karanlık bir anlamda aile olması fikri—ve bir kişi, hayal edebileceğiniz en korkunç baba tanımına uyan bir üvey babayı kabullenen Raizo. Raizo’nun karakter olarak geldiği yer, tam anlamıyla ninjaların ifade ettiği şey. Onu onlar yarattı. Kayıp bir sevgiyle harekete geçen Raizo’nun bekledikleri gibi biri olmak yerine ninjalara tepki göstermesi, klanları araştıran ajanın öyküsüyle birlikte bu filmi daha önce izlediklerimizden çok farklı bir ninja filmi yapıyor,” diyor.
Hepsinin izlemek istediği türden bir film ortaya çıkarabileceklerinden emin olmak için mükemmel Raizo’yu—sadece karakterin savaşçı yanının fiziksel gerekliliklerine sahip birini değil, inandırıcı bir baş karakter olabilecek birini bulmaları gerekiyordu.
“Rain ‘Hızlı Yarışçı/Speed Racer’ için ilk sahnesini çektiği gün,” diye anımsıyor Silver. “Wachowski kardeşler beni arayıp ‘Bu adam inanılmaz. Çok doğal. Hayalimiz gerçek oldu’ dediler. Hemen ‘Ninja’nın İntikamı/Ninja Assassin’i planlamaya başladık.”
McTeigue “Görece olarak küçük bir olsa bile, Rain’in fiziksel yeteneği o kadar iyiydi ki ninjaların cirit attığı bir film yapabilirsek, aradığımız kişinin o olduğuna karar verdik,” diye anlatıyor.
“O film üzerinde çalışırken, Larry ve Andy bana gelerek ninja olmanın ilgimi çekip çekmeyeceğini sordular,” diyor Rain. “Buna nasıl hayır diyebilirdim? Onlara ‘Zamanı ve yeri söyleyin, orada olurum’ dedim.”
Rain merkezdeki Raizo rolünü canlandırıyor olsa da, yapımcılar “Ninja’nın İntikamı/Ninja Assassin’in gerçek yıldızının baş döndürücü dövüş sanatı sahneleri olduğunu biliyorlardı ve onları gerçekleştirmek için en iyilere ihtiyaçları vardı. “Matrix” günlerinden beri Wachowskiler, Silver ve Hill’le birlikte çalışmış olan ve McTeigue’nin yönettiği “V for Vendetta”da dublör koordinatörlüğüne başlayan efsanevi koreograflar Chad Stahelski ve Dave Leitch’i, yapmak istedikleri türde bir filme yakışacak bir dövüş stili geliştirmekle görevlendirdiler.
Silver “Bu filmde kabloların, kamera hilelerinin ya da görsel efektlerin kullanıldığı dövüş sahnelerine bel bağlamak istemedik,” diye belirtiyor. “Tam önünüzde olduğunu gördüğünüz şeye inanacağınız bir gerçekçilik elde etmek istedik. Chad ve Dave kalıpların dışında düşündü ve bu işin en iyilerini devreye soktu—parkur ve serbest koşu ustaları, akrobatlar ve Jackie Chan’in dublör ekibinden adamlar. Hep beraber çalışarak hayal ettiğimizin çok ötesinde, inanılmaz dövüş sahnelerini ortaya çıkardılar.”
Nerede olursan ol, nereye gidersen git,
kim olduğunu, buraya nasıl geldiğini
asla unutmamalısın. Sen Ozunu’sun.
Sen benim bir parçamsın,
tıpkı benim senin bir parçan olduğum gibi.

Rain’in canlandırdığı Raizo, Ozunu Klanı’nın lideri Lord Ozunu tarafından yönetilen yetimhaneye getirildi. Raizo orada kalpsiz bir suikastçı olmak üzere yetiştirildi ama aynı zamanda kalbini verecek birini, bir başka genç öğrenci olan Kiriko’yla tanıştı. Ancak Kiriko’nun korkunç kaderi, Raizo’nunkini de belirliyor ve Raizo klan reddederek, onları durdurmayı hayatının amacı haline getiriyor. Bu karanlık katiller topluluğunun cinayet işlemek için anlaşma yaptığı her sefer, Raizo kendisine verdikleri dövüş becerilerini onlara karşı kullanmak için orada oluyor. Raizo’nun ana amacı Ozunu Klanı’nın yetimhanesinin gizli yerini tekrar bulmak ve çocukların kaçırılmasını, şiddet görmesini ve suikastçıya dönüştürülmesini önlemek. Aynı zamanda, onların kendisini öldürmesini engellemek zorunda.
Silver, “Raizo çok orijinal bir karakter, kendisine dağıtılan elin ötesine geçmeye, kendisini eğiten canavarı reddetmeye ve daha iyi bir insan olmaya çalışıyor,” diyor.
“Raizo harika bir suikastçı, Lord Ozunu’nun gördüğü en iyi öğrencilerden biri,” diyor Rain. “Ama dökülen kan içine işliyor ve kaçmak istiyor. Ama öyle çıkıp gitmeniz olanaksız. Terk etmesi, Ozunu’ya ihanet etmesi demek. Klan, Raizo’yu yok etmek için engel tanımayacak. Raizo bu yüzden sessiz, sıradan bir hayat sürüyor ve bir gün Ozunu’nun kendisini bulacağını biliyor.”
Raizo rolü pek çok duyguyu sade bir şekilde yansıtabilecek, özel bir yoğunluk taşıyan bir oyuncu gerektiriyordu.
Mc Teigue “Rain akıllı, içgüdülerini izleyen ve inanılmaz derecede kendini adayan biri,” diyor. “Birlikte çalışmak çok eğlenceliydi.”
Silver ekliyor, “Rain çok çekici bir kişiliğe sahip. Ondan gözünüzü alamıyorsunuz; perdeye hükmediyor.”
Dış dünyada faaliyet gösteren Raizo, klanın bir adım önünde kalmak zorunda. Ancak cinayetler soruşturuluyor ve Europol ajanlarından biri, bir ücret: yarım kilogram altın fiyatı karşılığı cinayet işleyen suikastçıları—ninjaları–eğiten dokuz kadim klanın öyküsüne rastlıyor. Ancak ajan araştırmasında çok ilerleyince Ozunu’nun kurban listesine ekleniyor. Raizo kızın hayatını kurtarıyor ve birlikte kaçmak zorunda kalıyorlar.
Naomie Harris ajan Mika Coretti’yi canlandırıyor.  “Karakteri çok sevdim ve Mika’yla gerçek bir bağlantı kurduğumu hissettim,” diyor Harris. “Daha önce canlandırdığım tüm karakterlerden farklı. Sahip olduğu tutku ve hevesin yanında benim de hep inandığım gibi her şeyin mümkün olduğuna inanması çok hoşuma gitti. Fantastik olanın mümkün olacağına inanması gibi.”
“Naomie ne yapmaya çalıştığımızı çok iyi anladı,” diyor McTeigue. “Mika karakteri gerçekten güçlü; Naomie bunu gördü ve tamamen sahiplendi.”
“Mika tuhaf bir miti, efsaneyi, söylentiyi araştırıyor,” diyor Sand. “Saplantısı kendisini korkunç bir tehlikeye, aynı zamanda gerçeğin kendisine götürüyor.”
“Mika’nın işi, tüm hayatı,” diyor Harris. “O nedenle, bir şey bulduğunda kemik bulmuş köpek gibi oluyor. Her şeyi anlayana kadar peşini bırakmıyor. Yapbozun parçalarını bir araya getirmeyi seviyor. Ninjaların var olduğuna dair bir sürü kanıt bulmuş, olayın peşini bırakmıyor.”
Mika’nın karşılaştığı ilk zorluk, patronu Ryan Maslow’un, gerçek bir şeyler yakaladığına ikna etmek. Şüpheci ajanı canlandıran İngiliz oyuncu Ben Miles, “Bir bakıma sert bir polisi oynuyorum,” diyor. “Karakterimin genç astlarından biri, Mika, bugün, 21. yüzyılda ninjaların insanlara suikast düzenlediğine dair, görünüşte uçuk bir planla çıkageliyor. Karakterim de ona siyahlar giymiş ve kılıç taşıyan tiplerin, büyük politik isimleri öldürdüğünü ciddi ciddi düşünemeyeceğini söylüyor. Ama Maslow her zaman kitabına uygun davranan biri değil, asi bir yaklaşımı da var ve kendine has planlar kuruyor. O nedenle Mika’nın istediğini yapmasına izin veriyor; film de kime güveneceğinize, kime güvenemeyeceğinize, kimin tarafında olmanız gerektiğine dair, gerilimli bir öyküyü katman katman sunuyor. Bu, macera, kara film ve dövüş sanatları türlerinin harika bir bileşimi.”
McTeigue ve yapımcılarla ilk olarak “V for Vendetta”da çalışan Miles, eski dostlarıyla tekrar çalışmaktan çok hoşnuttu: “Çok büyük enerji, heves ve öngörülemezliğe sahipler; o yüzden pek çok yönden çok eğlenceliydi. Ayrıca tüm o hareketli sahneleri çekmenin yerini hiçbir şey tutamaz.”
Mika araştırması sırasında Raizo’nun her şeyin kaynağına: yetimhaneye ve ustası Lord Ozunu’ya giden yolu bulması için yardım ediyor. Bugüne kadar 300′ün üzerinde turnuvada ve beşi ninja filmi olmak üzere sayısız filmde yer alan efsanevi dönüş sanatları ustası, ninja filmerinin ünlü ve deneyimli ismi Sho Kosugi’nin rolü kabul etmesi, yapımcıları çok heyecanlandırdı.
McTeigue, “1980′li yıllarda yapılan ninja filmlerini izlediyseniz, ninja deyince akla Sho Kosugi’nin geldiğini bilirdiniz,” diyor. “Lord Ozunu’nun disiplinini hayata geçirebilecek tek kişi oydu. Klanın efendisine hayat verdi.” Elbette, oyuncu canlandırdığı karaktere hiç benzemiyordu. “Kötü ya da saldırgan bir şey yapması gerektiğinde, yaptı ama ‘Kes’ dediğimde ‘Aman Tanrım, bu klan reisi çok kötü bir adam!’ diyor ve gülümsemeye başlıyordu.”
Beş yaşından beri dövüş sanatları çalışan ve hâlâ günde üç saat antrenman yapan Kosugi, kötü birini canlandırmasına rağmen bu karakteri yaratmak için harcanan emeği takdir ediyor. ”Senaryoyu okurken Ozunu ismini görünce şoke oldum. Gülümsedim çünkü pek çok insan Kinki Bölgesi’nde doğan ve Shugendö çalışmış dağ savaşçılarının, Shugenja’nın atası olan Ozunu diye birinin gerçekten yaşadığını bilmez.Ninjitsunun atalarından biri. Yani iyi araştırılmıştı. Bu rolü oynamaktan onur duydum.”
Ozunu’nun Raizo ve Europol’e karşı sürdürdüğü savaşta sahip olduğu en güçlü silah, varisi ve bir zamanlar Raizo’nun klandaki “kardeşi” olan Takeshi. Takeshi’yi canlandıran Kore-Amerika kökenli oyuncu Rick Yune da bir dövüş sanatları geçmişinden geliyor. 19 yaşında Kore’nin ulusal sporu olan Taekwondo dalında olimpiyat seçmelerine katılan ve seçilen Yune, “Takeshi Ozunu’yu bir baba gibi görüyor ve onu örnek almak, ona sadık kalmak istiyor,” diyor.    “Bu Takeshi’nin ailesi ve bunun için yetiştirilmiş. Raizo’nun olmak istemediği her şey.” Oyuncu karaktere giden yolu, senaryoda bulduğu bir cümleyle buldu. “Ninjaların sadece iki tür insan öldürdüklerini yazıyordu: Öldürülmeleri için para ödenenler ve ninjaların yoluna çıkanlar. Takeshi’nin tek yapmak istediği, olabilecek en iyi ninja haline gelmek ve sözde babası olan Ozunu’ya daha da yaklaşmak. O nedenle ailesine, klana sadık kalmak için bu düstura uyuyor.”
Raizo’nun yetimhanedeki tek gerçek arkadaşı, genç kızlığını Kylie Liya Goldstein’in, ergenliğini Anna Sawai’nin canlandırdığı ve okulun dışında, klandan uzakta daha iyi bir hayat olduğuna Raizo’yu ikna etmeye çalışan Kiriko’ydu. Kiriko’nun kaçma girişiminin cezalandırılması, Raizo’nun sonunda klanı terk etmesinin nedeni oluyor.
Filmde, Ozunu dünyanın dört bir yanından çocuk kaçırıyor—özellikle de ailesi olmayan, kaybolmuş çocuklar—ve klana getirerek bir aile veriyor. McTeigue, “Başlangıçta yaptığımız şey, çocukları bulmaktı,” diyor. “Çekimlerin gerçekleşeceği Berlin’deki dojolara gittik. Sonra çocukları sete getirdik ve birkaç ay eğittik; böylece klanda, genç Raizo’yla genç Takeshi’nin yanında erkek ve kız kardeşler olarak yaşayan diğer yetimler haline geldiler.”
Bu tarz bir ailenin bir parçası olmak, bir dizi disiplin ve birkaç yıl boyunca eğitim almak ve bir ölüm makinesi, bir an bile tereddüt etmeden harekete geçen bir suikastçı olmak demekti.

Kuvvet, doğanın saygı duyduğu tek erdemdir.
Vücudunu güçlendir
Zihnini keskinleştir.
Hayatta kalmak için ihtiyaç duyacağın bir silah ol.

Ninja türünü diriltmek ve mümkün olduğu kadar sinematik hale getirmek için, filmde sergilenen dövüş sanatı örnekleri, çeşitli stillerin bir melezi. Yapımcılar, dövüş sahnelerini tasarlamaları için “Matrix” filmlerinde ve “V for Vendetta”da birlikte çalıştıkları, kendi dublör eğitim şirketleri 87Eleven’ı işleten ödüllü dublörler Chad Stahelski ve Dave Leitch’e başvurdular. Ikili, “Ninja’nın İntikamı/Ninja Assasin”de dublör koordinatörleri ve ikinci birim yönetmenleri olarak görev aldılar.
“Bu filmi yapmaktaki amacın bir kısmı, daha önce yaptıklarımızın ötesinde bir boyut kazandırmaktı,” diyor McTeigue. “Başka filmlerde sergilediğimiz disiplinleri ve enerjileri bir araya getirmek belli bir bilgi ve beceri düzeyi gerektiriyordu; Chad ve Dave de bunu her seferinde başarıyorlar. Bu işin içini dışını çok iyi biliyorlar.”
Hill “Bu kesinlikle Larry, Andy, Joel, James, Chad ve Dave arasında bir şey,” diye belirtiyor gözlemlerini. “Her biri; diğerinin işlevi, düşünme tarzı ve birlikte çalışmalarını kolaylaştıracak yöntemler konusunda geniş bilgi sahibi. Ama aynı zamanda hepsi ekine kendi güçlü ve yaratıcı fikirlerini katıyor.”
Bir ninja savaşçısının gücü, dövüş sanatlarıyla uğrayan sıradan birinin çok ötesinde olması gerektiğinden, yapımcılar bu becerileri yeni zirvelere çıkarmak için dövüş sanatlarının ve diğer fiziksel disiplinlerin eşsiz bir bileşimini oluşturmak istediler. Leitch “Japonya’ya özgü bir dövüş sanatları stili olan Ninjutsu, ana bileşen. Bununla birlikte, kung-fu’nun akrobatik bir versiyonu olan Çin kökenli Wushu ve Tayland kökenli bir kılıç dövüşü tarzı olan Krabi-Krabong’dan unsurlar ekledik. Ayrıca karate sporunun akrobatik ve yeni bir stilini ve efsanevi dövüş sanatları ustası Dan Inosanto’nun bize öğrettiği, KALI adlı Filipin kökenli bir dövüş sanatını kullandık,” diyor.
Chuck Norris’in “İyiler Siyah Giyer/Good Guys Wear Black,” “Breaker Breaker” gibi filmleri, “Ejderin Üç Fedaisi/Enter the Dragon”da Jackie Chan’in Bruce Lee’yle çalışması ve elbette ki “Enter the Ninja/Ninja”da Sho Kosugi ve Franco Nero gibi çeşitli kaynakları gösteren Leitch şöyle devam ediyor: “Çok da gerçekçi olmasını istediğimizi sanmıyorum. Bu film için kavramsal olarak örnek aldığımız en büyük yapım, ‘Ninja Scroll’du; o nedenle bir adamın göğsünden kan fışkırdığını gördüğünüzde, şey… bu görsel bir tarz. Bunu amaçladık.”
McTeigue, Stahelski ve Leitch gerçek dublörlerle çekilen aksiyon sahneleri istedikleri, kamera hileleri kullanmayacakları konusunda fikir birliğine varınca, koreograflar geniş bir dublör kadrosunu “eğlenceye katılmaları” için davet ettiler. Leitch, “İstediğimiz şeyi elde etmek için belli becerilere sahip gençler aradık. Onların katılımı, kabloların kullanıldığı standart yöntemden kaçmamızı ve gerçek akrobasiden destek almamızı sağladı. Bunu yapmayı hep istiyorduk,” diyor.
Stahelski katılıyor: “Kablo kullanımı, bu filmde, örneğin ‘Matrix’te yaptığımızdan çok daha farklı. Amacımız kablolardan doğaüstü unsuru, ‘havada süzülmeyi’ çıkarıp insanların performansına odaklanmaktı. Filmde kullanılan kabloların çoğu, güvenlik ya da küçük çapta yardım amacı taşıyor. Sahneler ve dövüş sanatları gerçek; en iyi isimleri tuttuk.”
Herkes filme sıra dışı becerilerini kattı; bunların arasında beş kez power tumbling dünya şampiyonu olmuş İngiliz Damien Walters; döner tekmeleri ve akrobatik dövüş sanatı becerileriyle Amerika’da ün kazanmış Jackson Spidell; beş kez şampiyon olmuş Jon Valera; Dünya/ABD şampiyonu ve akrobatik dövüş sanatları ustası Kim Do Nguyen; Inosanto Akademisi’nde eğitmenlik yapmış olan ve Los Angeles’ın en iyi koreograflarından biri olan Jonathan Eusebio; Jackie Chan’in ekibinin önde gelen isimlerinden biri olan Brad Allan; Jet Li’nin dublörü ve koreograf, Çin kökenli Peng Zhang; Chan’ın ekibinden bir diğer isim ve Kore’nin en iyi dublörlerinden Hyun Jin Park ve Donnie Yen’in dublör ekibinin bir üyesi olan  Xiang Gao gibi isimler vardı. “Ve tabii ki kendi aksiyon tasarım şirketimiz 87Eleven’daki kendi ekibimiz de vardı,” diyor Stahelski, “hepsi de dövüş sanatları koreografisi konusunda özel eğitim aldı. İnanılmaz bir kadro.”
Leitch “Ayrıca filmde dublör koordinatörü olarak Noon Orsatti de vardı. O dublör koordinatörlüğü konusunda akıl hocalarımızdan biriydi; ona ekibe dahil olup her şeyi organize etmemize yardımcı olmasını istedik. Bir de bir sürü büyük gösteri düzenlemiş olan düzenekçimiz Jim Churchman vardı. En basit düzenekleri kurabildiği gibi gerçekten yaratıcı ve yenilikçi olabilir,” diye anlatıyor.
Yapımcıların ve dublör koregraflarının aldığı en yenilikçi kararlardan biri, dövüş sanatlarının ötesine geçmekti. Stahelski, “A noktasından B noktasına bir engelin, duvarın ya da çitin altından, etrafından  ya da üstünden geçerek, mümkün olan en etkin yolla varmayı hedefleyen bir hareket disiplini olan parkuru ve parkurla aynı özü taşıyan ama daha fazla akrobasi ve şovmenlik gerektiren serbest koşuyu dahil ettik. Richard King, ABD’deki en iyi serbest koşu/parkur ekibi olan Team Tempest’in kuran, Los Angeles’lı dublör. Rich bazı sahnelerin koreografisinde bize yardım etti,” diyor.
Parkur ve serbest koşuya dönmelerinin sebebini “ninjaların daha değişik hareket etmelerini istedik” diye açıklıyor Stahelski.  “Sadece gölgelerde koşmalarını değil, geldikleri yeri istila etmelerini istedik. Çok atletik ve kedi gibi çevik olacaklardı.”
Yapımcılar bu yeni aksiyon sanatlarını, trafiğin ortasında bir dövüş sahnesiyle sınamak istediler. Berlin’de trafiğin ortasında çekilen sahnede, ninjaların tam üzerine gelen ve üstlerinden atlayıp zıplayacakları engeller olarak otomobilleri ve araçları kullandılar.
Dövüş sanatları dünyasının en iyi isimlerinden bazılarıyla ve formunun zirvesindeki sporcularla sarılmış olan Rain’in, çocukluğundan beri eğitim görmüş bir ninja gibi görünmesi için yoğun bir eğitim programından geçmesi gerekiyordu. Performansı, herkesi etkiledi. “Rain aksiyonu taklit edip içine duygu katabiliyor,” diyor Stahelski. “Bence her şeyi birlikte çalıştığımız herkesten daha hızlı kaptı. Fiziksel olarak çok uyumlu ama aksiyona çok uygun bir zihinsel kapasiteye sahip ve bence bu daha da önemli.”
“Rain inanılmaz bir disipline sahip,” diyor McTeigue. “Bir şeyi,karmaşık bir koreografiyi bile bir kez gösteriyorsunuz ve anında hatırlıyor. İkinci bir kez gösterdiğinizde, kendi tarzını gösterdiğiniz koreografiye katıyor. 25 hamleyi öğrenip tek çekimde sergilememizin gerektiği günler oluyordu. Rain’in performansı, hayal ettiğimizin bile ötesinde iyiydi.”
Stahelski katılıyor: “Antrenman yaparken, Rain giderek daha iyi oldu; o yüzden koreografiyi yeniden düzenlememiz gerekiyordu. Çekim zamanı geldiğinde, başlangıçta tasarladığımız şeyin çok ötesine geçmişti. Rain’in becerileri geliştikçe, koreografimizi de geliştirmek zorunda kalıyorduk.”
“Altı ay boyunca günde altı saat antrenman yaptım,” diye anımsıyor Rain. “Beş saatlik dövüş sanatları, bir saatlik fitness eğitimi. Sistemleri inanılmaz. Sadece ağırlık kaldırıp çikolata yemeyi kesmek değil. Büyüme diyetiyle temel güçlenme programını birleştiriyor. Tüm vücutla ilgili, sadece kas geliştirmekle değil. Zordu ama inanılmaz derecede iyi sonuçlar verdi.”
Oyuncu kendisini tamamen dönüştürdü. “İnsanların, perdede gördüklerinin onun vücudu olduğuna inanmayacaklarına eminim. Onu dijital olarak değiştirdiğimizi sanacaklar,” diye gülüyor McTeigue ve şakayla karışık çekimler sırasında yıldızının “çekimlerin bittiği gün, sadece noodle yiyeceğini, bira ve sigara içeceğini söyleyip espri yaptığını” söylüyor.
Rain’in eğitim programı, geniş bir silah kullanımını da içeriyordu. “Zincirlerle, tek ve çift kılıçlarla ve ninja yıldızı olarak bilinen shurikenlerle çalıştık,” diyor oyuncu, “ve onları güçle, zıplayıp yuvarlanırken kullanmayı öğrenmem gerekiyordu. Çok zordu ama çok zevk aldım.”
Rain’in canlandırdığı karakter Raizo’nun yediği dayaklar göz önüne alındığında, bu eğitim miktarı gerekliydi. Leitch, “Kahramanınızın acı çektiğini göstermezseniz, başkalarının acı çektiğini göstermeniz de zor,” diyor, “Bence ninjaları, tüm kan ve şiddeti görürseniz, Raizo’yu gördüğünüzde biraz daha inandırıcı olur. Acı çekiyorlar, acı çekiyor. 15 daikalık bir dövüşten sadece patlak bir dudakla çıkmıyor.”
Raizo “Ninja’nın İntikamı/Ninja Assassin”de hırpalanan tek karakter değil. Kendilerinin birer dövüş sanatları delisi olduklarını söyleyen Stahelski ve Leitch, Lord Ozunu rolündeki Sho Kosugi ile çalışmaktan dolayı çok heyecanlıydılar. Stahelski “Kosugi usta bir dövüş sanatçısı,” diyor. “Berlin’deki eğitim tesisimize geldiği ilk günü anımsıyorum; eşofman giymişti ve bir çanta dolusu antrenman kılıcı taşıyordu.  Çok formdaydı, hemen ısındı ve harekete geçti. Onunla kolay bir gün geçireceğimizi sanmıştık; çünkü uçaktan yeni inmişti. Ama durmak istemedi. Orada bizimle dolu dolu iki saat geçirdi; ondan sonra da her gün bizimle birlikteydi. Sanatına olan bağlılığı olağanüstü.”
Kosugi “Beş yaşından beri dövüş sanatlarına çalışıyorum,” diyor. “Fiziksel olarak öğretmesi kolay ama zihinsel olarak… zorlaşıyor.”
Savaşın mahvettiği bir şehirden
Ozunu Klanı’nın Shido’suna götürülen
bir grup yetimle yolculuk ediyor.
Civar bölge halkı Shido’ya “Yetimhane” diyor.
“Ninja’nın İntikamı/Ninja Assassin”in geçtiği pek çok mekân arasında Almanya, Japonya ve New York var. Çekimler tamamen Berlin’de yapıldı ama yapımcılar filme uluslararası bir hava katmak istediler ve prodüksiyon tasarımcısı Graham “Grace” Walker’ın yardımını aldılar.
Silver’la birkaç filmde birlikte çalışmış olan Walker, yönetmenin de hayran olduğu bir isim. McTeigue, “Ben Avustralya’da büyürken, Grace Walker Avustralya sinemasının gerçek ikonlarından biriydi” diyor.
Bu, McTeigue’in Walker’la çalışmak için elde ettiği ilk fırsattı. Walker, McTeigue için “James muhteşemdi—özellikle de ne istediği hakkında çünkü her zaman tetikte olmalıydım ve ona tam hayalinde canlandırdığı şeyi verdiğimi biliyordum,” diyor.
Bu, özellikle filmin büyük setlerinden biri için geçerliydi. “Tasarladığı yetimhane seti setlerimizin içinde en büyüklerinden ve çalıştığımız en harika setlerden biriydi,” diyor McTiegue.
Walker “Japon mimarisini her zaman takdir etmişimdir,” diyor. “Çok basit ama çok güzel. Bu konuda en sevdiğim şeylerden biri perdelerin ve ızgaraların inceliği, girift tasarımları. Ayrıca açık planları seviyorum ve Japonlar bunu çok iyi yapıyorlar. Dojoyu, içeride ve dışarıda olma hissini aynı anda verecek şekilde inşa ettik.”
Walker’ın dojoda—filmin “yetimhanesinde”—karşılaştığı zorluklardan biri, genç Raizo’nun eğitiminde kritik bir anda rol oynuyordu: Bülbül zemini “Bülbül zemini belli bir tahtanın üzerinde yürürken gıcırdayıp öterek, düşmanın yaklaştığını anlamanızı sağlamak üzere tasarlanmış,” diye açıklıyor Walker. “James buranın karmaşık olmasını istedi; biz de 3.000 parça farklı renkteki tahtayı bir yapboz gibi bir araya getirdik.”
Dojo için özel istekleri olan tek kişi yönetmen değildi. “Larry ve Andy, çizimlerin, ninjaların 14. yüzyıldaki ilk günlerindenmiş gibi görünmesini istediler,” diyor Walker. “Ne komiktir ki bulduğum eski metin çok iyi görünüyordu ama Berlin’de ne kadar Japonca konuşan adam olursa olsun, kimse onu tercüme edemiyordu. Yazının çok eski olduğunu söylediler. Metni filme koymanın güvenli olacağını hissettik ama istemediğimiz bir şey yazmadığını umarız!” diye gülüyor.
Geniş dojo seti ayrıca yüzlerce yıllık gibi görünen ağaçlarla donatılmış bir bonsai bahçesini kapsıyordu. Walker, “Bahçe için her şeyi Berlin dışındaki büyük bir fidanlıktan ellerimizle seçtik ve bakımı için bir bahçıvan tuttuk. Filmden sonra, her şeyi iade ettik, sadece kiralamıştık,” diyor.
Çekimin gerektirdiği bitki örtüsünü araştıran Walker, ilginç bir şehir gerekliliği keşfetti. “Berlin’de, bitki dikerken yalnızca bir metre kazmanıza izin veriliyor. O yüzden uymayan şeylerin çevresine toprak yığmamız gerekti.” Bu alışılmamış düzenlemeyi açıklayan Walker, “Etrafta hâlâ mayın olduğundan korkuluyor, o yüzden kanun böyle,” diyor.
Tüm setler zemin seviyesinden yukarı inşa edilmedi. Büyük dövüş sahnelerinden birinin geçtiği karargâh evi, tasarımcının ve ekibinin var olan bir binayı dönüştürmesi gerekti. Walker “Karargâh evi eski, boş bir güç santralıydı,” diye anlatıyor. “Ninjaların koşacakları, üzerinden atlayacakları şeylere ihtiyaçları vardı; o nedenle binayı parçalarla, havalandırmayla ve bir sürü şeyle yeniden düzenledim.”
Moving to the exteriors, “Berlin provided the sort of film noir aspect that we wanted,” states McTeigue.  “I was interested in showing Berlin because it is a very filmic city.”
Şehir, filmin ana aksiyon sahnelerinden biri için kadro ve ekibin ihtiyaç duyduğu şeyi tam olarak karşıladı. Silver “Berlin’in ortasında Özgürlük Kulesi’nin ve Branden Kapısı’nın yakınlarında trafikte geçen harika bir sahne var.”
Yılın o zamanından dolayı, istediklerini elde etmek için sadece dört buçuk saatlik gece zamanı kalıyordu. Ancak bu, yapım ekibini yıldırmadı. Silver devam ediyor: “Hemen konuya girdik ve ninjaların araçların etrafından ve üzerlerinden atlamalarını, sürekli dövüşmelerini çektik. Daha önce hiç böyle bir şey görmemiştim, gerçekten çok yeni ve heyecanlı bir sahneydi.”
-Bir grup ninjanın
yolda olduklarına dair nedenlerim var.
-Bence bu beyefendiler pijama giyen
birkaç kaçığın üstesinden gelebilirler.

Yapımcılar, ninjaları modern bir şekilde sunmanın püf noktasının görünüş olduğunu biliyorlardı ve bunun için kıyafet tasarımcısı Carlo Poggioli’nin yeteneklerinden yararlandılar.
McTeigue “Carlo harikaydı,” diyor. “Yapmak istediğimizi anlayan bir başka kişi de oydu. Ninja kıyafetlerinin sade ama dokulu olmasını istedik. İnsanların karanlıktan belirmesiyle dehşet hissi yaratmayı hedefliyorsanız, gölgelerin içinde kaybolacak bir şeye ihtiyacınız var ama ortaya çıktıklarında karanlığın içinde karanlık giysilerin dokusu olması gerekiyor. Bunlar ortaya çıkan ve aslında hiçbir şey göremediğiniz belirsiz şekiller olmamalı.”
Ninjalar ve dolayısıyla kıyafetleri birkaç yüzyıl öncesine dayandığından, en büyük zorluk orijinal tasarımın basitliğini korumaktı. “Şanslıydım çünkü iki yıl önce Japonya’da birçok sahnesi olan bir filmde görev almıştım,” diyor Poggioli. “Samuraylar ve bu tuhaf dünya hakkında araştırma yapmıştım. Bu film için, ninja dünyasını araştırmaya başladım; Japonya’dan bir arkadaşım bana ninja müzesinden referans yolladı. James ona kitaplarda bulamayacağınız çok özel şeyleri gösterdiğimde çok mutlu oldu.”
Tasarımcının ilk işlerinden biri, yüzyıllardır devam eden geleneği, tüm aksiyon sahneleri için gerekn esnekliği ve doğru görünüşü sağlayarak güncellemekti. “Doğru şekli elde etmek zordu,” diyor Poggioli. “Ninjalarımız modern ninjalar ama gelenek, belli bir silüet gerektiriyor. Vücudun şekli, kol parçaları, kemer, ayakkabılar.” Ayakkabıları yaratmak özellikle zordu. “Neyin işe yarayacağını anlamak için çok farklı tabanlar kullandık. Duvarlara tırmanmaları ve pek çok başka şey yapmaları, bir yandan da göze doğru görünmeleri gerekiyor.”
Filmin baş karakterini giydirmek, beklenmedik bir engeldi. Poggioli anımsıyor: “Rain’i ilk giydirdiğimizde, elimizde bir vücut vardı. Çekimlere geldiğinde, vücudu tamamen değişikti. Kaslarını, görünüşünü, her şeyini değiştirmişti. Sonunda, kıyafetlerini epey büyütmek zorunda kaldık.”
Aksiyon sahnelerinin sayısından dolayı, Poggioli ve ekibi başlanguçta 12 ila 20 ninja kıyafeti yapmayı planladılar ancak sonunda 200 tane yaptılar. “Birçoğunu, belki de 100 tanesini sadece kanlı sahnelerde kullandık,” diyor. Ek olarak, tüm kumaşlar elle boyanmıştı “Ninjaların hepsi siyah giyiniyordu ama doğru rengi elde etmek için tümüyle siyah olmamalıydı. İçi menekşe rengiydi. Bu da bize ihtiyacımız olan siyahı verdi.”
McTeigue, ”Ninjalar görünmeden, gölgelerin içinde hareket edebilmeli; bu, onların gizemini arttırıyor,” diyor.
Onlara hayalet, suikastçı ya da kendinizi iyi hissettirecek
her ismi verebilirsiniz ama oradalar.
İnsanları öldürüyorlar ve kimse
onları durdurmak için bir şey yapmıyor.

“Size kişiliğinizi veren doğanız mıdır, yetiştirilme tarzınız mı? Diye soruyor James Mteigue. Bu soru, “Ninja’nın İntikamı/Ninja Assassin”in merkezindeki temalardan biri. “Yapmak istediğimiz şeyi başardığımızı ve inanılmaz bir aksiyon barındıran ama aynı zamanda harika bir karakterizasyonu temel alan modern bir ninja filmi ortaya çıkardık.”
Rain katılıyor. “Film harika bir öyküyü derinlikle, duygularla ve en görkemli, harika aksiyon sahneleriyle birleştiriyor. Bu filmi yapanlar harika aksiyon sahneleri çekiyorlar; bu film de bu kuralı bozmuyor.
Yapımcı Grant Hill, “BenceI ‘Ninja’nın İntikamı/Ninja Assassin’ daha ilk sahnesinden itibaren izleyicilerin dikkatini yakalayacak. Bu film çabucak hareketlenen ve hiç durmayan bir yapım,” diyor.
Yapımcı Joel Silver detaylandırıyor. “Bu, kanlı olsa da eğlenceli bir deneyim ama aynı zamnda sadakat, onur ve kimlik gibi temaları işliyor. Türün hayranları için bu katıksız bir ninja filmi—sert ve şiddetli; gördüğünüz ve görmediğiniz her türden dövüşle,her tipte dövüş sanatıyla dopdolu. Gerçekten vurucu bir film.”

Resimler:

Bir yanıt yazın