Bolt

Süper köpek Bolt (John Travolta) için her yeni gün macera, tehlike ve entrikalarla doludur. En azından kameralar stop edinceye kadar… Çok sevilen bir televizyon dizisinin starı olan Bolt’un yanlışlıkla Hollywood’dan New York’a götürülmesiyle hayatında yepyeni bir sayfa açılır. Biricik sahibesi ve rol arkadaşı Penny’e (Miley Cyrus) yeniden kavuşabilmek için ülke sınırlarını aşan bir yolculuk yapmak zorundadır. Öncelikle kamera karşısındaki tüm yeteneklerinin aslında bir yalan olduğunu anlar. Mittens adlı sokağa atılmış bir ev kedisiyle Rhino adlı televizyon delisi bir hamsterin yardımını alan Bolt, kahraman olmak için süper güçlerle donatılmaya gerek olmadığını keşfedecektir.
Walt Disney Animasyon Stüdyoları’nda hayata geçirilen “Bolt”un özelliği, Disney tarihi için bir dönüm noktasını temsil etmesidir. Filme yapımcı olarak iki önemli isim imza attı. Bunlardan birisi, “Toy Story”, “A Bug’s Life”, “Toy Story 2” ve “Cars” gibi hasılat rekorları kıran animasyonların Oscar ödüllü yönetmeni John Lasseter… Diğeri ise Pixar Animasyon Stüdyolarının kuruluşuna yardımcı olan ve bugün hem Walt Disney hem de Pixar Stüdyolarının başkanlığını yapan Ed Catmull…
“Bolt”un yönetmenliğinde uzun yıllardır Disney’e hizmet vermiş iki isim görev aldı. 14 yıldan beri Disney bünyesinde öyküleme ve geliştirme alanlarında çalışan Chris Williams, “Bolt” ile ilk kez yönetmenliğe soyundu. Yönetmenlik koltuğundaki diğer isim ise, 1994’ten bu yana “Mulan”, “Lilo & Stitch” ve “Brother Bear” gibi Disney filmlerinde animatör olarak görev alan Byron Howard oldu.
Senaryosunu, “Cars”taki çalışmalarından tanıdığımız Chris Williams – Dan Fogelman ikilisinin yazdığı filmin yapımcılığını Clark Spencer, prodüksiyon amirliğini John Lasseter gerçekleştirdi. Sanat yönetmenliğini Paul Felix, ışıklandırma yönetmenliğini Adolph Lusinsky üstlendi.
“Bolt”un müziklerini ise, “The Bourne Identity”, “The Italian Job” ve “The Bourne Ultimatum” gibi dev aksiyon filmlerinin yanısıra “Shrek” ve “Happy Feet” gibi popüler animasyonların müziklerini yapan ünlü besteci John Powell hazırladı. “I Thought I Lost You” adlı şarkıyı John Travolta ile Miley Cyrus ikilisinin yorumladığı filmde “Barking at the Moon” adlı şarkıyı rock şarkıcısı Jenny Lewis seslendirdi.
“Bolt”un Türkçe seslendirmesinde görev yapanlar şöyle sıralanıyor: Arda Aydın (Bolt), Aysun Topar (Penny), Güneş Berberoğlu (Mittain), Murat Şenol (Rhino), Sefa Zengin (Dr. Calico), Uğur Taşdemir (Yönetmen). Yan rolleri ise şu isimler seslendirdi: Enver Güçlü, Onur Şenay, Aziz Güngör, Hakan Akın, Mazlum Kiper, Murat Ergür, Seval Tufan, Zamire Kasapoğlu, Ali Hekimoğlu, Gülen Karaman, Ali Ekber Diribaş, Özlem Abacı, Mert Hürol, Bora Severcan, Talha Sayar, Kerem Atabeyoğlu, Nurhan Yılma.
“Bolt”un izleyiciyle buluşması bazı ülkelerdeki birçok sinema salonunda Disney Digital 3D™ sistemiyle gerçekleşecek. Sinema salonunda film izleme keyfini en yüksek standartlara getiren Disney Digital 3-D sistemi, teknoloji ve sanat açısından da heyecan veren yepyeni zirveler sunan bir sistem… Walt Disney Stüdyolarında üretilen 3 boyutlu ilk Disney animasyonu olan film, son dönemlerin en popüler mecrasının tam avantajından yararlanacak şekilde tasarlanarak geliştirildi.
Yönetmenler: Chris Williams, Byron Howard
Seslendirme Kadrosu: John Travolta, Miley Cyrus, Susie Essman, Mark Walton, James Lipton
Türkçe Seslendirme Kadrosu
: Arda Aydın (Bolt), Aysun Topar (Penny), Güneş Berberoğlu (Mittain),
Murat Şenol (Rhino), Sefa Zengin (Dr. Calico), Uğur Taşdemir (Yönetmen)
Senaryo: Chris Williams, Dan Fogelman
Yapımcı: Clark Spencer, Prodüksiyon Amirleri; John Lasseter, Lisa M. Poole
Sanat Yönetmeni: Paul A. Felix, Set Dekorasyonu: Thomas Baker
Özgün Müzik: John Powell
Walt Disney Pictures / UIP Filmcilik

PRODÜKSİYON BİLGİLERİ

“Bolt”un tam kalbinde hiç tahmin etmediği bir gerçeklikle burun buruna gelen bir köpek vardır. Prodüksiyon Amiri John Lasseter’ın gözüne çarpan da işte bu köpek oldu.
John Lasseter bu konudaki düşüncelerini şu sözlerle dile getiriyor: “En baştan itibaren ‘Bolt’ projesinde bana çekici gelen nokta, ana karakterin büyüme potansiyeli taşımasıydı. Bence filmin en can alıcı yönü budur. Her yaştan insanı eğlendirebilecek kapasiteye sahip olan bir film… Kahramanımız ‘Bolt’un tüm hayatı film setlerinde geçtiği için o dünyanın gerçek olduğuna inanmıştır. Çünkü hayat hakkında tüm bilgisi film setinden ibarettir. Gerçek dünyaya çıktığında o güne kadarki hayatının tam bir aldatmaca olduğunun farkına varır. Bundan sonrasında hayatının en büyük yolculuğuna çıkacak, gerçek bir köpek olmanın ne anlama geldiğini keşfedecektir.”
Yönetmen Byron Howard şunları ekliyor: “İzleyicinin Bolt karakterine en gerçek şekliyle sıcaklık hissedeceğine inanıyorum. Onu hayatında ilk defa gerçek dünyada acı, açlık ve yalnızlık hisseden normal ve gerçek bir köpek yaptık. Sahibesi Penny’i özler ve ona ihtiyaç duyar. İzleyici bu duyguların hepsiyle kolayca bağlantı kuracaktır.”
Filmin diğer yönetmeni Chris Williams’ın yorumu ise şöyle: “İnsanların bir filmi sevmesini sağlamak için öncelikle karakterleri sevdirmek, filmde anlatılan ilişkileri benimsetmek gerekir. Bu nedenle herşeyden önce insanların Penny ve Bolt karakterlerini sevmesini sağlamamız şarttı. Bolt’u yolculuğa çıkartıp Mittens ve Rhino karakterleriyle tanıştırırken bu karakterler arasındaki ilişkilerin sağlam olmasını, izleyicinin de onlar arasında gelişen ilişkilere önem vermesini sağlamalıydık.”
Yeniden sözü devralan John Lasseter şunları ekliyor: “Bu projeyle gurur duyuyorum. Bence ‘Bolt’ projesi, klasik Disney filmi kalıplarına her açıdan uyan bir yapımdır. Mizah boyutu sadece esprili diyaloglardan gelmez, doğrudan doğruya kişiliklerden gelir. Bugüne kadar yaptığım tüm filmlerde en büyük önceliği kişilikler olgusuna verdim. Eğlenceli ve cazip kişilik yapılarını alıyorum ve onları birbirinden komik durumların tam ortasına bırakıyorum. Ancak filmin başarılı olması için mizahın yanında kalbinin de olması gerekir. Walt Disney her zaman şöyle derdi: ‘Her kahkahada bir de gözyaşı olması gerekir’. Buna inanıyorum. Tüm bunların yanısıra bir filmi cazip kılmak için elbette en yüksek animasyon kalitesinde yapmamız gerekir.”
Yapımcı Clark Spencer da düşüncelerini şu sözlerle özetliyor: “Chris ile Byron bu filmde sorumlulukları bölüşerek bence en iyisini yaptılar. Ortaya olağanüstü bir film çıkartmak için birbirleriyle sürekli iletişim halindeydiler. İkisi de öyküleme süreciyle yakından ilgilendi. Kurgu aşamasında, aktörlerle yapılan seslendirme kayıtlarında Chris görev alırken olayın animasyon boyutunun sorumluluğunu Byron aldı. Ardından yine Chris devreye girerek ışıklandırma ve efekt işlerini yaptı.”
Son noktayı John Lasseter koyuyor: “Başarılı bir film yapabilmenin üç şartı olduğuna inanıyorum. İzleyiciyi koltuğuna mıhlayacak cazip bir öykü anlatmalısınız. Bu öyküyü birbirinden cazip karakterlerle doldurmalısınız. Burada anahtar kelime ‘cazip’ kelimesidir. Kötü adamlar bile cazip olabilir. Sonra da o öyküyü ve karakterleri inandırıcı bir dünyanın içine koymalısınız. Bu üç unsurun birlikte hareket etmesi çok önemlidir. Aynı zamanda izleyiciyle bağlantı kurmaya da ihtiyacınız vardır. İzleyiciye bir noktaya kadar tanıdığı, aşina olduğu birşeyler göstermelisiniz. Ancak bunu yaparken daha önce hiç görmediği şekilde sunmanız gerekir. ‘Bolt’ bu yaklaşımın mükemmel bir örneğidir.”
KARAKTERLERİ TANIYALIM
BOLT (John Travolta): Günümüzün dört ayaklı aksiyon kahramanıdır. Başrolünde oynadığı televizyon dizisinin starıdır. Hayatı film setlerinde geçtiği için aslında kurgusal olan televizyon dizisinde olup biten herşeyi gerçek sanır. Televizyon dizisindeki rolünde müthiş güçlerle, inanılmaz sağlamlıkla, laser vizyonuyla ve güçlü havlama becerileriyle donatılmıştır.
Kazayla kendisini New York’un göbeğinde bulunca artık yanında dublörü bile yoktur. Gerçek dünyayla tanışınca hayatının aslında bir yalan olduğunu öğrenir. Karşılaştığı düşmanlıklar ve zorluklar arasında önemli bir gerçeği keşfeder: Bir köpeğin gerçek gücü, sevdiği sahibine karşı sadakatinden gelir.
Bolt karakterinin seslendirmesini yapan John Travolta, mikrofon arkasında çalışırken bu karakterin inatçılık, espri gücü ve sevimlilik gibi özelliklerinin doğru karışımını getirdi.
Bolt karakterinin tasarımında Amerikan Beyaz Çoban Köpeği temel alındı. Ancak kulak ve burun yapısıyla vücut hatlarında bazı değişiklikler yapıldı.
PENNY (Miley Cyrus): Penny karakteri, kurgusal TV dizisinde Bolt’un rol arkadaşıdır. İradesi güçlü ve zeki bir kızdır. Aynı zamanda Bolt’un sahibesidir. Oyunculuk hayatının getirdiği zorluklar ağır gelince teselliyi yıllar önce bir hayvan sığınağından kurtardığı beyaz köpeğinde bulur. Bolt’un aniden ortadan kaybolması üzerine perişan olur ve geri döneceğini hayal eder.
Penny karakterinin seslendirmesini “Hannah Montana” dizisindeki rolüyle popüler olan genç oyuncu Miley Cyrus yaptı.
MITTENS (Susie Essman): New York sokaklarında doğup büyümüş olan hain ruhlu, güvenilmez bir sokak kedisidir. Bolt’un evine ve sevgili sahibesi Penny’e geri dönme çabalarının tam ortasında yer alır. Bolt’un ülke sınırlarını aşan yolculuğuna eşlik eden Mittens’in alaycılığa dayalı espri anlayışı ve karamsar bakış açısı, Bolt’un güveni temel alan pozitif yaklaşımına keskin tezat oluşturur. Buna rağmen Bolt için yaratıcı bir yol arkadaşı olmayı başararak ona hayatta nasıl kalacağını gösterir. Bolt’un yol boyunca hiç eksilmeyen sadakati sayesinde Mittens’in kişiliğinde birşeyler uyanır ve diğerlerine güvenmeye başlar.
Bu komik ve karmaşık yapılı sokak kedisinin seslendirmesini, HBO kanalının Emmy ödüllü dizisi “Curb Your Enthusiasm” adlı diziyle adını duyuran Susie Essman üstlendi.
RHINO (Mark Walton): Bolt’un televizyondaki maceralarının sıkı hayranı olan bir hamsterdir. Kahramanı olarak gördüğü köpeğin maceralarının her detayını aklında tutmuştur. Hiç beklemediği bir anda Bolt’u kapısında görünce çok şaşırır. Bir dakika bile tereddüt etmeden göreve koşarak kahramanı Bolt ile birlikte hayatının en büyük fantezisini yaşamaya başlar.
Sevimli hamsterımız Rhino’nun seslendirmesini Disney emektarlarından Mark Walton yaptı.
DR. CALICO (Malcolm McDowell): Kurgusal televizyon dizisinin kötü adamıdır. Kedi sever bir cani olarak bilinir. Penny ile süper köpeğin başına her bölümde yeni yeni belalar açar. Serinin sezon finalinde Penny’i kaçırır ve o güne kadar sahibesini hep kurtaran Bolt ilk kez kurtarmaya gelemez. Kısacası Bolt ile Penny’nin başına gelen her kötülüğın başında en büyük düşmanı Dr. Calico vardır. Bu karakterin seslendirmesini Malcolm McDowell üstlendi.
YÖNETMEN (James Lipton): Popüler TV dizisinin ardındaki kreatif güç olan senaryo yazarı ve yönetmen, dizinin baş oyuncusu köpeğin her türlü aksiyonun gerçek olduğuna inanması için herşeyi yapar. Bu dramatik karakterin seslendirmesini “Inside the Actor’s Studio” adlı programın karizmatik sunucusu olarak ün yapan James Lipton gerçekleştirdi.
MENEJER (Greg Germann): Penny’nin Hollywood’daki temsilciliğini yapan bencil ruhlu menejeridir. Herkesi mutlu etmek ister ki, komisyonlarını almaya devam edebilsin… Penny’nin köpeğine karşı beslediği gerçek duyguların performans açısından sorun olmaya başlaması ve dizinin geleceğini tehdit etmesi üzerine müşterisini bu duruma çomak sokması için cesaretlendirir. Böylece dizinin geleceğini kurtarabilecektir. Bu karakterin seslendirmesini “Ally McBeal” dizisinden ve “Quarantine” adlı filmden tanıdığımız Greg Germann yaptı.
SESLENDİRME KADROSUNDA
Bolt’un Seslendirmesinde John Travolta
“Bolt”un baş karakteri olan sevimli köpeğimizin çok özel yetenekleri olduğunu bilen film yapımcıları, bu karakterin hem TV ekranındaki kişiliğini hem de gerçek dünyadaki keşiflerini yansıtacak bir ses aramaya başladılar. Sonunda bu görevi günümüzün en sevilen aktörlerinden John Travolta’ya verdiler.
Yönetmen Chris Williams’ın bu tercih konusundaki yorumu şöyle: “Baş karakterimizi John Travolta’nın seslendirme bizim için büyük bir şans oldu. Bence Travolta kariyeri boyunca en zor karakterleri başarıyla oynamış bir aktördür. İşinde bu kadar iyi olmasının sebeplerinden birisi, içten gelen bir sevimliliği olmasıdır. En kötü ruhlu karakterleri oynarken bile sevimli kalmasını bilir. Korkutucu ve acımasız bir figür olduğunu zanneden ama aslında sahibesini çok seven normal bir köpek olan Bolt’un seslendirmesinde Travolta’nın bize en mükemmel kombinasyonu getireceğini düşündük. Seslendirme sırasında sergilediği kusursuz performansıyla Bolt karakterine çok özel boyutlar kattı.”
Bolt karakterine sesini veren John Travolta ise şöyle bir yorum getiriyor: “Bugüne kadar hiç animasyon seslendirmesi yapmamıştım. Disney Stüdyoları Başkanı Dick Cook’tan davet aldığımda kendisiyle görüştüm. Bu karakterin bana tam uygun olduğunu söyledi. Bunun üzerine denemeye değer olduğuna karar verdim. Bence olayın en keyifli yanı, animatörlerin yaptığı çalışmayı izlemekti. Benim ses tonumu, ifadelerimi ve yorumlama biçimimi baz alarak bir köpek yarattılar. Tecrübemi konuşturdum ve onlara tek bir repliğin 20 – 30 farklı versiyonunu sundum. Kendi hayal güçlerini ve artistik becerilerini kullanmak suretiyle en iyisini seçtiler. Harika bir çalışma ortamı oldu.”
Travolta sözlerini şöyle noktalıyor: “Herşeyden önce bu filmin yüreği olması hoşuma gitti. En sevdiğiniz hayvanından ayrı düştüyseniz, birisini sevip kaybettiyseniz, sevdiğinizin yanında olamadığınız için kalbiniz kırık olacaktır. Bunlar hepimizin yaşadığı duygulardır. İzleyicinin bu açıdan Bolt ve sahibesi Penny ile kolay bağlantı kuracağını düşünüyorum. Aslında bu filmde bir aşk öyküsü vardır. Başından sonuna kadar eğlendirici ve davetkar bir filmdir.”
Penny’nin Seslendirmesinde Miley Cyrus
Penny karakterinin seslendirmesi için günümüzün genç oyuncusu Miley Cyrus’a görev verilmesi, projenin her aşamasında yepyeni bir heyecan dalgası yarattı. Bugünlerin en popüler oyuncularından birisi olan Miley Cyrus’un seslendirmesini yaptığı karakterle ilgili yorumu şöyle:
“Penny’i seslendirirken samimiyet ve inandırıcılık katmaya çalıştım. Bu filmi yapmak isteme sebeplerimin başında hayvanları çok seviyor oluşum gelir. Kendime ait beş köpeğim var. Bir tanesi kaçıp gitse şok geçireceğimi biliyorum. Penny’nin durumu da aynen böyledir. Bolt ortadan kaybolduktan sonra çalışamaz, uyuyamaz, yemek bile yiyemez hale gelir.”
Filmde anlatılan öyküyü de çok sevdiğini söyleyen Miley Cyrus, “Bence bu film tam anlamıyla bir duygu seli gibidir. Şeytani ruhlu kötü adamın korkutuculuğu ile başlar, TV dizisi sahnelerinde aksiyonu tüm boyutlarıyla hissedersiniz. Bolt kaybolduğunda üzülürsünüz. Rhino’ya kahkahalarla gülersiniz. Bunların hepsi bir duygu seli oluşturur” diyor.
Yönetmen Byron Howard’ın genç oyuncuyla ilgili yorumu şöyle: “Miley inanılmaz yetenekli bir oyuncu… Filmimizde Penny karakterinin sesini ona verdiğimiz için çok şanslıyız. Üstlendiği role olgunluk ve duygusal derinlik getirerek bize yardımcı oldu. Penny’nin bu küçük köpeği çok sevdiğini vurgulamak bizim öncelikli hedefimizdi. Miley bu konuda tam destek verdi. Ayrıca köpeğine duyduğu sevginin samimi olduğu konusunda izleyiciyi ikna olmalıydı. İşte bunu başardı.”
Sözü bu noktada tekrar devralan Miley Cyrus, sesini verdiği karakterle ilgili olarak şunları ekliyor: “Penny karakterine sesimi verirken onunla bağlantı kurmakla yetinmeyip Bolt’u da anlamaya çalıştım. Filmin başlangıcında Bolt oyun oynamaz. Çok ciddidir ve Penny ile profesyonel ilişkisi var gibidir. Onu daima korumaya çalışır. Ancak sonradan aslında bir kahraman olmadığını, sadece bir köpek olduğunu öğrenecektir. Dolayısıyla sahibesini korumaya değil, onun tarafından korunmaya ihtiyacı vardır.”
Mittens’in Seslendirmesinde Susie Essman
Sokak kedisi Mittens karakteri için oyuncu arayan film yapımcıları, ABD televizyonlarının popüler dizisi “Curb Your Enthusiasm” ile adını duyuran komedi sanatçısı Susie Essman üzerinde karar kıldılar.
Susie Essman’ın seslendirdiği karakterle ilgili yorumu şöyle: “Kuzenlerimle yeğenlerimin de izleyebileceği tarzda bir animasyon karakteri yapmayı hep istemiştim. Eğer benim gibi bir hayvan sever iseniz, onları da duyguları olduğuna inanırsınız. Açıkçası ben hayvanların da duyguları olduğuna inanıyorum. Onlarda sadece konuşmanın verdiği güç yok. Bu nedenle bir hayvana ses vermek ayrıcalıktır.”
Ünlü oyuncu sözlerine şöyle devam ediyor: “Mittens’in o güne kadar zor ve trajik bir hayatı olmuş. Bu nedenle herşeye çok temkinli yaklaştığını görüyoruz. Mittens o kadar komplike bir kediydi ki, ona aşık oldum diyebilirim. New York sokaklarında zor bir hayat yaşadığı için ancak zekasıyla ayakta kalabilir. Bu durum onun kişiliğinde çevresine karşı alaycı bir yön oluşturmuş. Filmin başlangıcında Bolt’un tam bir çılgın olduğunu düşünür, bu nedenle sürekli iğneleyici sözler ederek alaycı yaklaşımlarda bulunur.”
Hamster Rhino’nun Seslendirmesinde Mark Walton
Film yapımcıları, “Bolt” projesinin geliştirme aşamasında öykü yazarı Mark Walton’dan bir ricada bulunarak hamster Rhino karakterinin deneme niteliğinde seslendirme yapmasını talep ettiler. Yapımcıların amacı aslında sonradan bu karakter için profesyonel bir aktörle anlaşmaktı.A VOICE
Gerisini Mark Walton’un kendisinden dinleyelim: “Benim için gerçek anlamda eğlenceli bir süreç oldu. Filmin deneme niteliğindeki ilk gösterimlerinde kendi sesimi duymak hoşuma gitti. Ancak genel kanı, sonradan profesyonel bir aktörle sözleşme yapılacağı, benim sesimin çıkarılacağı şeklindeydi. Ancak aradan bir yıl geçtiği halde benim sesimin yerinde kaldığını gördüm.”
Yönetmen Chris Williams’ın yorumu şöyle: “Mark’ın sergilediği performans ile Rhino karakteri arasında tam bir uyum olduğunu daha ilk gösterimlerde fark ettik. Mark’ın bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjisi vardı. Rhino karakterinin sahip olduğu dışadönük kişilik yapısıyla da uyumluydu. Kişiliğindeki tüm pozitif yönleri bu karaktere kanalize edebiliyordu. Bunun üzerine hamster karakterimizi onun seslendirmesine, ona böyle bir fırsatı sunmaya karar verdik.”
Mark Walton sesini verdiği hamster Rhino’yu şu sözlerle tanımlıyor: “Rhino televizyon seyretmeyi çok sever. Üstelik ekranda gördüğü herşeyin gerçek olduğuna inanır. Onun düşüncesine göre Bolt gerçek bir kahramandır. Gerçek hayatta karşısında görünce onunla dost olmaya bakar.”
Filmin önemli karakterlerinden birisi olan “dizi yönetmeni” karakterini James Lipton seslendirdi. Lipton’un bu karakterle ilgili gözlemleri ve yorumları şöyle:
“Filmde sözü edilen ‘Bolt’ adlı televizyon dizisinin yönetmeninin bir amacı vardır. Yönettiği dizinin baş kahramanını oynayan köpek yıldızını dünya gerçeklerinden uzak tutmak ve dizideki aksiyonun gerçek olmadığını keşfetmesini önlemek… Tüm çabasını bu yönde gösterir. Bolt’un gerçeklerden uzak durmasını sağlamak için elinden geleni yapar. Bir aksiyon filminde görev almayı hep istemiştim. Özellikle de bir Disney klasiğinde yer almak istiyordum. Stanislavski sisteminde bizler bir karakterin ne istediğini bilmek isteriz. Yönetmeni oynadığım sahnelerde o yönetmenin filmi başarıyla çekmek için ne isteyeceğini sürekli aklımda tutmaya çalıştım. Böylece motivasyonunu Stanislavski’den alan belki de ilk animasyon karakter ortaya çıkmış oldu.”
Filmin diğer karakterlerinden yeşil gözlü acımasız Dr. Calico’nun seslendirmesini Malcolm McDowell; Bolt’un ortadan kaybolmasına bile sempatiyle bakıp çıkar sağlamaya çalışan oportunist (fırsatçı) menejeri Greg Germann seslendirdi. Ayrıca Randy “Macho Man” Savage, Diedrich Bader ve “The Bold and the Beautiful” dizisinin starı Ronn Moss gibi isimler de seslendirmeye katıldı.
BİLGİSAYAR ANİMASYONUNUN LİMİTLERİNİ GENİŞLETMEK

Animasyon, Sanat Yönetimi ve Işıklandırma
Seslendirme kadrosunun ardından sıra filmin görsel unsurlarını oluşturacak olan animasyon ekiplerinin belirlenmesine geldi. Yönetmen Byron Howard yapılan ilk çalışmayı şu sözlerle açıklıyor:
“Bu filmin animasyon düzeyi oldukça çarpıcıdır. Özellikle de hayvan karakterler açısından dikkat çekici yenilikler olduğunu söylemeliyim. Gerçek bir köpeğin özünü yakalamak için geniş kapsamlı araştırma yaptık. İzleyici perdedeki karakterlerin gerçekliğine ne kadar çok inanırsa, onların ekran üzerinde hareket eden sıradan karton görüntüler olmadığını düşünecektir. Yaptığınız filme ne kadar özen gösterirseniz, izleyicinin de kalben bağlanmasını sağlamış olursunuz.”
Filmin köpek yıldızı en büyük önceliklerden birisini oluşturuyordu. Bolt karakteri üzerinde çalışan animasyon ekibinde görev alan animatör Becky Breese, yapılan çalışmanın çok keyifli olduğuna dikkat çekerek düşüncelerini şu sözlerle dile getiriyor:
“Stüdyoya getirilen köpekler üzerinde gözlem yaparak geniş kapsamlı araştırmaya giriştik. Hatta evimdeki kendi köpeğimi bile filme çektim. Herhangi bir nesneye baktığı sırada kaşlarını nasıl oynattığı gibi detaylar üzerinde araştırma yaptım. Yavru ve ergen köpeklerde anlık uyarılma eğilimi vardır. Odak noktaları kısa bir anda bile değişkenlik gösterir. Herhangi birşeye odaklanmış bir köpeği aniden farklı bir yöne odaklanmış olarak görebilirsiniz.”
Animatör Amy Smeed şunları ekliyor: “Dört ayak üzerinde durarak köpek moduna girmenin ne anlama geldiğini anlamaya çalıştım. Köpek davranışları konusunda çok sayıda araştırma yaptık. Stüdyoya üç dört tane köpek getirerek nasıl yürüdükleri ve koştukları üzerinde çalıştık. Mutlu veya üzgün oldukları anlarda farklı ifadelerini inceledik. İnişleri, çıkışları ve nüanslarını anlamaya çabaladık.”
Amy Smeed sözlerine şöyle devam ediyor: “Penny’nin animasyonunu yapmak hoşuma gitti. Penny için çift kişilikli bir karakter tanımlamasını yapabilirim. Çünkü kamera karşısında aksiyon modunu sergilerken, diğer yandan da küçük köpeğini çok seven kız kişiliği vardır. Bu yönleriyle benim favori karakterim oldu. Penny’de aynı anda iki farklı karakter vardır ve sette değilken yüreği sevgi dolu bir kızdır. Köpeğiyle oynadığı sahneleri severek hazırladım. Bolt’a gerçekten özen gösteren yapısını öne çıkarttım.”
Filmin en zorlu süreçlerinden birisini hamster Rhino’nun animasyonu oluşturdu. Gözlemci animatör Clay Kaytis bu karakterle ilgili yaklaşımını şu sözlerle dile getiriyor:
“Cam küre içerisindeki bir hamsterin animasyonunu yapmak başlangıçta oldukça karmaşıktı. Cam kürenin hareket biçiminin her sahne için ayrı ayrı hesaplanması gerekiyordu. Kadromuzda cam küreyi geliştirecek harika yazılımcılar olduğu için bu tür problemleri çözmemiz zor olmadı. Aslında herkesin farklı düşüncesi vardı ama her animatörün farklı yaklaşım sergileyebileceği orta noktaya ulaştık.”
Rhino karakterinin hareketlerinin inandırıcı olması gerekiyordu. Bunu sağlamak isteyen stüdyo yetkilileri, gözlem amacıyla Doink adlı gerçek bir hamster getirdiler. Doink’in bir pleksiglas tabakasının altındaki yürüyüşü filme çekildi. Böylece sanatçılar, bu karakterin cam küre içindeki boyunu görebildiler. Ayrıca bir hamsterin el hareketleri, kulak ve burnunu oynatma şekli üzerinde çalışma fırsatı buldular.
Bilgisayar ortamında hazırlanan animasyon filmlerinin çoğunda limitli sayıda mekan vardır. “Bolt”un özelliği ise, bir hayvan üçlüsünün New York’tan başlayıp Hollywood’a uzanan yolculuğunu konu alan bir yol filmi olmasıydı. Üç kafadarımız yol boyunca Ohio, Nevada gibi yerlerden geçiyorlardı. Film yapımcılarının uyguladığı yaklaşım, daha tablo gibi bir görünüm ve stil seçmek oldu. Yapımcıların verdiği bu kararlar sayesinde animasyon sanatının limitleri zorlandı.
Yönetmen Byron Howard uygulanan yaklaşımı şu sözlerle açıklıyor: “Sanat yönetmenimiz Paul Felix, filmin arka planlarını yumuşatmak amacıyla tablo çağrışımı verilmesi fikrini getirdi. Kısaca CGI olarak bilinen bilgisayar çıkışlı görüntüler birçok açıdan harika olmakla birlikte, o tekniğin kullanılmasından genellikle düz hatlar, mükemmel yapılı kıvrımlar ve yüzeyler ortaya çıkıyordu. Oysa gerçek dünyadaki hatlar, kıvrımlar ve yüzeyler aslında o kadar mükemmel değildir. Paul Felix’in getirdiği yaklaşım, filmdeki nesnelere ve arka planlara kalın fırça darbeleri getirecek bir yazılım hazırlamak oldu. Filmin geneline yayılan bu yaklaşım sayesinde daha sıcak, canlı ve izlemesi daha rahat görüntüler elde ettik.”
Filmin genel görünümünün yaratılmasında ışıklandırma yönetmeni Adolph Lusinsky görev yaptı. Paul Felix ile yakın işbirliği halinde çalışan Lusinsky, çalışma tarzını şu sözlerle açıklıyor:
“Bolt’un genel görünümünü yaratırken en büyük esin kaynağımız, 70’li yılların başında çekilen filmler oldu. Bunlar arasında ünlü yönetmen Robert Altman ile efsanevi görüntü yönetmenleri Gordon Willis ve Vilmos Zsigmond’un soluk kesici çalışmaları başı çekiyordu. Onlar güzelliği doğal ışıkta bulmuştu. Bizim amacımız da dünyamızı idealize etmeden olduğu gibi sunmaktı. Gerçek anlamda özgün bir dünya yaratmak için ressam elinden çıkmış tablo yaklaşımı ile ışık, pozlandırma ve farklı mercek kullanımı gibi görüntüleme tekniklerini birbirine harmanladık. Bu da filmimize gerçekçilik kattı.”
Hazırlıklara başlayan Lusinsky ve ekibi ülkeyi baştanbaşa dolaştı. Gezilen yerler arasında Ohio’daki karavan parkları, Las Vegas dışındaki çöller, San Francisco’daki tersaneler ve New York caddeleri vardı. Bu geziler sırasında ışıklandırma koşulları ve filme nasıl yansıtılacağı konusunda araştırma yapıldı. Tasarım ve ışıklandırma ekiplerinin ortak amacı, bu mekanların özünü yakalamak ve filmde nasıl kullanılacağını belirlemekti.
Yapımcı Clark Spencer’in bu konudaki yorumu şöyle: “Bu filmin ışıklandırma anlamında live-action filmi (gerçek oyuncuların oynadığı filmler) duygusu vermesini istedik. Bizim dünyamız her ne kadar karikatürize bir dünya olsa da, gerçekçi ışıklandırma büyük önem taşıyordu. Elde ettiğimiz görüntülerin bilgisayar ortamında yapay olarak üretilmiş duygusu vermesini istemedik.”
Spencer sözlerini şöyle noktalıyor: “John Lasseter’ın sürekli dile getirdiği fikirlerin başında inandırıcı bir dünya yaratmak vardı. Elimizde gerçek dünyada yaşayan bir kedi, bir köpek ve bir hamster vardı. izleyicinin sevgiyle kucaklayacağı bu karakterlere inandırıcı bir dünya yaratmak için sıkı çalıştık.”
DISNEY ANİMASYONUNDA YEPYENİ BİR BOYUT
Disney’in Kendi Tesislerinde Yaptığı İlk 3 Boyutlu Animasyon Filmi
Animasyon filmleri alanında Walt Disney Stüdyolarının yıllardır süregelen teknolojik öncülüğü vardır. “Bolt”un izleyiciyle sunumuyla birlikte bu gelenek “Disney Digital 3-D” adı verilen sistemle devam edecek. Disney’in daha önceki iki filmi olan “Chicken Little” ile “Meet the Robinsons”un 3 boyutlu versiyonları da gösterime çıkmıştı ama 3 boyuta uyarlama işlemi Disney Stüdyoları dışında gerçekleştirilmişti. “Bolt”un özelliği ise, Disney’in kendi tesislerinde 3 boyut için geliştirip tasarladığı ilk film olmasıdır.
Bu yeni mecranın maksimum avantajından yararlanmak için tek tek her sahnenin haritasını çıkaracak şekilde duygusal derinliği olan bir senaryo hazırlandı. Yapımcı Clark Spencer, filmin yapımında uygulanan yeni yaklaşımları şu sözlerle açıklıyor:
“Bu film, Disney’in kendi bünyesinde yarattığı ilk 3 boyutlu film özelliğini taşıyor. Bunun sonucu olarak 3 boyut süreci boyunca öyküleme üzerinde etki sağlayabilirdik. Bu tekniği kullanmak yerine izleyici açısından daha ince detaylar içeren tatmin edici birşeyler yapabileceğimizi düşündük. Öyküleme konusunun ilk önceliğimiz olarak kalmasını istiyorduk. Duygusal bir sahne sırasında 3 boyutun tonu biraz azaltılarak izleyicinin bir an için rahatlaması sağlandı. Büyük aksiyon sahnelerinde ise tam tersi davranıp 3 boyut teknolojisine tam anlamıyla yüklendik. Bu da bize doğru dengeleri getirdi.”
Digital projeksiyon alanındaki yeni gelişmeler, 3 boyutlu film izleme deneyimini giderek daha keyifli hale getirmekle kalmayıp film yapımında daha yaratıcı fırsatları gündeme getirdi. Bu sürece en uygun düşen film tarzlarının başında animasyon yer aldı.
Filmin süpervizörlerinden Robert Neuman’ın bu konudaki yorumu şöyle: “Animasyon alanında 3 boyutlu çalışma yapmanın en büyük avantajlarından birisi, kameralarla ilgili olarak can sıkıcı hiçbir fiziksel format faktörünün olmamasıdır. Kameralarımızı istediğimiz her yere yerleştirebilir, istersek aralarına hiç mesafe bile koymayabiliriz. Örneğin Bolt karakterinin köpek kulübesinde olduğu sahnede kameramızı küçük bir alana yerleştirebildik. Bunu yaparken stereoskopik kamera donanımı faktörü konusunda canımızı sıkmamıza gerek kalmadı. Animasyonda ayrıca kameralar her zaman mükemmeldir ve görüntü kayıtları tam olarak doğrudur. Bu çok büyük bir avantajdır.”

Bir yanıt yazın